Jane Eyre – 15. Bölüm (Sadece İki Sayfa)

Jane Eyre – 15. Bölüm (Sadece İki Sayfa)

“Bu Grace Poole muydu? Ve içine şeytan mı girmişti?” diye düşündüm. Artık kendi başıma kalmam mümkün değildi; Bayan Fairfax’in yanına gitmeliydim. Hızla üstüme bir elbise geçirip bir şal aldım; kapı sürgüsünü açtım, titreyen ellerimle kapıyı araladım. Koridorda, paspasın üzerinde bir mum yanıyordu. Bu durum beni şaşırttı; ama asıl şaşkınlığım, havada bir pus, dumanımsı bir bulanıklık fark ettiğimde başladı. Sağımı solumu dikkatle kolaçan ederken, bu mavi duman halkalarının nereden çıktığını anlamaya çalışıyordum ki, bir de yanık kokusu çarptı burnuma — keskin, ağır, boğucu.

Bir gıcırtı duydum: aralık bir kapıydı bu — Bay Rochester’ın kapısı — ve içeriden yoğun bir duman bulutu taşıyordu dışarıya. Bayan Fairfax’i tamamen unutmuştum; Grace Poole’u da, o garip kahkahayı da. Bir an bile tereddüt etmeden odaya daldım. Yatak alev almıştı; perdeler cayır cayır yanıyordu. Alevlerin ve buharın ortasında, Bay Rochester kımıldamadan, derin bir uykunun içinde yatıyordu.

“Uyanın! Uyanın!” diye haykırdım. Onu sarstım ama yalnızca mırıldandı ve döndü; duman onu sersemletmişti. Bir saniye bile kaybedemezdim; çarşaflar bile tutuşmak üzereydi. Hemen yüz yıkama kabı ile maşrapasına koştum; neyse ki biri geniş, diğeri derindi ve ikisi de su doluydu. İkisini de kaldırıp yatağa ve içindekine boca ettim, sonra kendi odamdan sürahimi alıp geri döndüm, yatağı bir kez daha suya boğdum. Tanrı’nın yardımıyla, alevleri sonunda söndürmeyi başardım.

Sönen ateşin cızırtısı, boşalttıktan sonra elimden fırlattığım sürahinin yere çarpıp kırılması ve en çok da adeta bir yağmur gibi üzerine döktüğüm suyun şapırtısı, sonunda Bay Rochester’ı kendine getirdi. Oda karanlıktı ama artık uyanmış olduğunu biliyordum; çünkü kendini su birikintisinin içinde bulunca, öfkeyle anlaşılmaz lanetler savurmaya başladı.

“Sel mi oldu burada?” diye bağırdı.
“Hayır efendim,” dedim, “ama yangın çıktı. Kalkın artık; söndünüz. Size bir mum getireyim.”

“Hristiyan diyarındaki bütün cinler adına, bu Jane Eyre mi?” diye sordu. “Benimle ne yaptınız, cadı, büyücü kadın? Odanın içinde senden başka biri var mı? Beni boğmak için mi plan kurdunuz?”

“Size bir mum getireceğim efendim; ama ne olur kalkın. Birileri bir şey planlamış — kimin ve neyin olduğunu öğrenmek için bir an bile kaybetmemeniz gerek.”

“Tamam! Kalktım işte. Ama o mumu şimdi getirirsen sonun olur: iki dakika bekle, üstüme kuru bir şeyler geçireyim — eğer hala kuru bir şey kaldıysa… Ah, işte sabahlığım. Şimdi koş!”

Gerçekten de koştum. Hâlâ koridorda yanmakta olan mumu aldım getirdim. Benden aldı, yukarı kaldırıp tuttu; yatağı inceledi — kapkara olmuş, yanık izleri içinde; çarşaflar sırılsıklam; halıysa su içinde yüzüyordu.

“Bu da neydi? Kim yaptı bunu?” diye sordu. Olan biteni kısa ve öz şekilde anlattım: galeride duyduğum garip kahkahayı, üçüncü kata çıkan adım seslerini, dumanı ve yanık kokusunu nasıl takip ettiğimi, odasında ne halde bulduğumu ve elimdeki her su kabıyla üzerine nasıl su boşalttığımı…

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir