Jane Eyre – Bölüm 15 (Sadece İki Sayfa)

Jane Eyre – Bölüm 15 (Sadece İki Sayfa)

Her ne kadar artık mumumu söndürüp yatağa uzanmış olsam da, bir türlü uyuyamıyordum. Bay Rochester’ın o gün cadde boyunca yürürken durup, kaderinin karşısına çıkıp Thornfield’da mutlu olma cesaretini gösterdiğini anlattığı an gözümün önünden gitmiyordu.

“Neden olmasın ki?” diye düşündüm. “Onu bu evden uzaklaştıran ne? Yine mi gidecek yakında?” Bayan Fairfax, onun burada en fazla iki hafta kaldığını söylemişti; oysa şimdi sekiz haftadır buradaydı. “Eğer gerçekten giderse, bu değişiklik çok can sıkıcı olur. Ya ilkbaharı, yazı ve sonbaharı burada geçirmezse? Güneşli günler, güzel havalar bile tatsız gelir insana.”

Bu düşüncelerden sonra biraz dalmış mıyım, yoksa hiç mi uyumadım, pek emin değilim. Ama ansızın kulağıma, sanki tam üst katımdan gelen, boğuk ve hüzünlü bir mırıltı çalındığında gözlerimi kocaman açtım. Keşke mumumu söndürmeseydim, diye geçirdim içimden. Gece kapkaranlıktı, içim sıkılmıştı. Yataktan kalktım, doğrulup dinledim. Ses kesilmişti.

Yeniden uzandım, uyumayı denedim ama kalbim hızlı hızlı atıyordu; içimdeki dinginlik dağılmıştı. Evin uzak bir köşesindeki saat iki kez çaldı. O sırada, sanki odamın kapısına biri dokundu. Sanki dışarıda, karanlık koridorda biri elleriyle panelleri yoklaya yoklaya ilerliyordu.
“Kim var orada?” dedim. Cevap gelmedi. İçimi bir korku kapladı.

Birden aklıma Pilot geldi. Mutfak kapısı açık kaldığında bazen yukarı çıkar, Bay Rochester’ın odasının kapısına kadar gelirdi; onu sabahları orada yattığını görmüştüm. Bu düşünce biraz olsun rahatlattı beni. Tekrar uzandım. Sessizlik, insanın sinirlerini yatıştırır. Ve ev yeniden derin bir sessizliğe gömülünce, uykunun gelişi yavaş yavaş hissettirmeye başladı kendini. Ama kader, o gece bana uyku nasip etmeyecekti.

Daha uykuya yeni yeni dalmaya başlamıştım ki, bir anda kaçtı. Çünkü kulağımın dibinde öyle bir şey oldu ki insanın kanını donduracak cinstendi.

Kapımın hemen önünden geldiğini sandığım, kısık, boğuk, derin ve tüyler ürpertici bir kahkaha—neredeyse şeytani bir gülüş. Yatağımın başı kapıya yakın olduğundan, o kahkaha atan varlığın başucumda, hatta yastığımın dibinde çömelmiş olduğunu sandım. Kalktım, etrafa bakındım ama hiçbir şey göremedim. O sırada ses tekrarlandı. Bu kez emindim: ses kapının panellerinin arkasından geliyordu.

İlk tepkim kalkıp kapıyı kilitlemek oldu. Ardından yine seslendim:
“Kim var orada?”

Bir gargara sesi gibi garip bir hırıltı ve ardından bir inilti duyuldu. Çok geçmeden, koridorda uzaklaşan ayak sesleri işitildi. Üçüncü kata çıkan merdivenlere sonradan takılmış bir kapı vardı; o kapı açıldı, sonra kapandı. Ve ev yeniden sessizliğe gömüldü.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir