Kapkaranlık Bir Hayat Ne Yaparsın?

Kör bir insana yaşamayı nasıl öğretirsin? İlk önce sevgiyi öğretirim ki mutlu yaşasın... Üzülmeyi öğretirim,her mutlu sonda bir hüzün vardır... Sinirlenmemeyi öğretirim,öfkeyle kalkan zararla oturur... Sabrı öğretirim ki,beklemeyi bilsin... Sonra ömrü öğretirim,her canlı bir gün ölümü tadacaktır sonuçta... Yürümeyi öğretirim ani kararlar verip topallamasın…

Bazen…

Bazen seni seviyorum diyemezsin de başka şeyler söylersin... Kendine dikkat et,üşütme,hasta olabilirsin... Yağmurlu havalarda şemsiyesiz çıkma ıslanırsın... Yemek ye aç kalırsın... Bazen aşığım diyemezsin de aşık olduğunu belli etmeye çalışırsın... Onu güldürmeye çalışırsın... Adının sonuna -cım -cum ekleri getirirsin Canım dersin...(Aşkım diyemezsin...) O üzgün…

Aşk Bir Rüya…

Önümde kalp kırıntıları… Elimde aşk çerezleri… Kalbimde aşk acısı… Yüreğimde bir soğuk buz… Tekrar sevebilir miyiz herkesi Tekrar ve En baştan Bu acı oyunu oynayabilir miyiz? Kazanan aşk olsa bile… Aşk bir rüyaydı… Uyandık geçti bitti…. Bir daha görmek dileğiyle iyi uykular… Şair: Cansu…

Sanırım Çocuk…

Küçük yüreklere büyük sevdalar… Küçük kalplere büyük aşklar… Küçük ellere ağır yükler Küçük ayaklara yorulacağı yollar Yüklendi bu küçük aşk oyununda… Yüreklerimizin mevsimi hep sonbahar oldu… Kalbimizin mevsimi hep kış oldu…. Ve sanırım çocuk yorulduk sevmekten ya da beceremedik en kolay oyunu… Ne dersin?…

Bir Aşk…

Hissedebildiğin kadar yakınım ,sarılabileceğin kadar uzağım Sevebildiğin kadar yakınım ,sevgili olabilecek kadar uzağım Aşık olduğun kadar yakınım,aşık olacağım kadar uzağım Rüyalar kadar yakınım,hayaller kadar uzağım Sana 4 kelime bir sözcük, bir harf,bir şiir,bir aşk... Bir roman...Bir Ömür...40 Yıllık Şarap... Yürüyebildiğin kadar yakın,yorulduğun kadar uzak…

Sobe…(Deve kuşları saklambaç oynuyor…)

Kimden saklanıyoruz? Şoförü olduğumuz hayattan mı? Gönlümüzü kaptırdığımız freni patlak aşktan mı? Oynadığımız oyunda mızıkçılık yapan gerçeklerden mi? Kimden saklanıyoruz? Kiminle saklambaç oynuyoruz? 50'ye kadar gözünü kapatıp sayan kim hayat mı? Aşk mı? Gerçekler mi? Nereye saklanıyoruz? Gerçeklerden kaçıp yatağın altına mı saklanıyoruz? Aşktan…

Eskici…

Eski bir telefon numarasını arar gibi bir şeyleri arıyorum... Sevginin sonbaharda yapraklarını döktüğünü söylüyorlar... Geç kaldın bir daha ki sonbaharı bekle diyorlar... Mutluluğun da bir rüzgarın gemisine binip gittiğini söylüyorlar... Merhameti arıyorum onun yıldızların yanında olduğunu söylüyorlar... Oraya git diyorlar. Uzaya Uzaya... Sohbetin eski…

Tamirci Çırağı…

Küçük bir siluet Biraz kırgın daha çiçek açmamış... Dilsiz bir siluet... Çırak... Bir bardak dolu tecrübe... Bir ekmek kırıntıları üzüntü... Bir çiçek mutluluk... Küçücük eller... Küçücük parmaklar... Minik bir siluet... Küçük bir çehre Çiçekli bir sima Hayatın tamirci çırağı Elleri kömür karası Yıldızlar,tornavidalar... Her…

Anlayamazsınız!..

Bize sokak çocuğu derler Temiz bir suyla yıkanmıştır hayallerimiz... Ayaklarımızın altına insanlık serilmiştir... Üstümüz kötülük yorganı ile örtülmüştür... Duygularımız idam ettirilip yanımıza konulmuştur. Hayatlarımıza içki içirilip başucumuza konulmuştur. Yırtık ayakkabıları,güzel insanlık kıyafetleri ,yırtık kıyafetleri üzerimize giydirmişler.. /////********///// Bir gram sokak çocuğuyuz biz Hayallerimiz tozlu…

Yeni Bir Ay Eylül…

Sokaklardaki hıçkırıkları rüzgar sinirli bir homurtuyla temizliyor... Yapraklar son bir dans ile kaldırımlara düşüyor,ölmeden önce yapılan son dans gibi.. Güneş yavrusunu kaybetmiş gibi parlamaya çalışıyor,bugün mevsimlerden Sonbahar... Baharın bitkin ve yorgun düşüp yerini sonbahar'a bırakması... Baharın son çırpınışları,son ümitleri,yaşama çabaları Eylül'e bağlı... Eylül son…