Usta Bir Boyacı!..

Siyah bir çarşaf çektim umutsuzluklara... Yastığımı ikiledim mutluluklara... Dik bir şekilde yattım ayrılıkların üzerine... Hüzünlerin üstüne,ağlayan gözlerime kap kalın bir yorgan örttüm... Kabuslarla uyanmamak için gözlerime mil çektim... Sanırım uyurken camları açık unutmuşum ve hüzünlerin üzerini iyi örtememişim... Üşüyorum...Camları kapattım,üstüme yorgan çektim ama hala…

Kü-çük Bir Mes-ne-vi…

Kalbimde sen atıyorsun... Yüreğimde sen ağlıyorsun... Heyecanlandığımda sen heyecanlanıyorsun... Yürüyünce sen yürüyorsun... Ve koşunca soğuk bir aşkın kıyısına beraber koşuyoruz elimizde aşk kadehleriyle içindeki mutlulukları(şarap) dökmeden... Sevince sen seviyorsun... Aşık olunca sen aşık oluyorsun bende aşık olan kalbimi izliyorum bir filmin hiçbir noktasını kaçırmayan…

Sobe…(Deve kuşları saklambaç oynuyor…)

Kimden saklanıyoruz? Şoförü olduğumuz hayattan mı? Gönlümüzü kaptırdığımız freni patlak aşktan mı? Oynadığımız oyunda mızıkçılık yapan gerçeklerden mi? Kimden saklanıyoruz? Kiminle saklambaç oynuyoruz? 50'ye kadar gözünü kapatıp sayan kim hayat mı? Aşk mı? Gerçekler mi? Nereye saklanıyoruz? Gerçeklerden kaçıp yatağın altına mı saklanıyoruz? Aşktan…

Bir Şiir Yazdı Şair…

Gönlü zengin kafiye... Alçak gönüllü redif... Zayıfı güçlü yapan teşbih... Hep yalan söyleyen istiare... Cimri hece ölçüsü... Anlamı hiç bilinmeyen arapça -farsça tamlamalar... Özel beyitler için mazmunlar... Kadınlar için gazel... En güzel kadın beytül gazel... Egolamanlar için kasideler... Kötüler için hiciv şiirleri... Aşk için…

Damla Sakızı(Falım,Hayal,Hayat…)….

Damla sakız hayallerimiz... Çiğneyip çiğneyip tadı kayboldu diye çöpe attığımız hayallerimiz... Balon yapıp patlattığımız gerçeklerimiz... Sigara dumanını üfürdüğümüz tozlu dumanlı hayat sahamız.... Bir türlü vazgeçemediğimiz nikotin(hayat) Biraz Malbro,Biraz Winston ver bakkal amca... Kaybolan hayallerimize içelim bu sefer de... Naneli sakızlarımız acı gerçeklerimiz... Bir türlü…

Tamirci Çırağı…

Küçük bir siluet Biraz kırgın daha çiçek açmamış... Dilsiz bir siluet... Çırak... Bir bardak dolu tecrübe... Bir ekmek kırıntıları üzüntü... Bir çiçek mutluluk... Küçücük eller... Küçücük parmaklar... Minik bir siluet... Küçük bir çehre Çiçekli bir sima Hayatın tamirci çırağı Elleri kömür karası Yıldızlar,tornavidalar... Her…

1,2,3 Son…

Açtım ellerimi göğe doğru kaldırdım... Tanrıdan bir aşk istedim. Amin,dedim bağırarak!... Siyah beyaz eski bir film hatıralarındaki aşklardan Leyla ile Mecnun'un,Ferhat ile Şirin'in aşkını istedim... Biraz kırgın biraz yorgun,biraz da yaşlanmış kırçıllaşmış saçlarıyla hüzünlü bir aşk çocuğu Elinde bir gül Ağzından gökten boşanırcasına aşk…

Anlayamazsınız!..

Bize sokak çocuğu derler Temiz bir suyla yıkanmıştır hayallerimiz... Ayaklarımızın altına insanlık serilmiştir... Üstümüz kötülük yorganı ile örtülmüştür... Duygularımız idam ettirilip yanımıza konulmuştur. Hayatlarımıza içki içirilip başucumuza konulmuştur. Yırtık ayakkabıları,güzel insanlık kıyafetleri ,yırtık kıyafetleri üzerimize giydirmişler.. /////********///// Bir gram sokak çocuğuyuz biz Hayallerimiz tozlu…

Yeni Bir Ay Eylül…

Sokaklardaki hıçkırıkları rüzgar sinirli bir homurtuyla temizliyor... Yapraklar son bir dans ile kaldırımlara düşüyor,ölmeden önce yapılan son dans gibi.. Güneş yavrusunu kaybetmiş gibi parlamaya çalışıyor,bugün mevsimlerden Sonbahar... Baharın bitkin ve yorgun düşüp yerini sonbahar'a bırakması... Baharın son çırpınışları,son ümitleri,yaşama çabaları Eylül'e bağlı... Eylül son…

Eylül…

Ağaçların yaprakları sararmış Kaldırımlar yapraklarla dolmuş Güneş artık parlak doğmamaya hazırlanıyor... Bulutlar ağlamak için dert arıyorlar... Ağaçların gövdeleri çırılçıplak İnsanlar en kalın kıyafetlerini çıkarmış. Mont,yelek,atkı ve şapka... Sokaklar ise kendilerini kışa hazırlıyorlar Ve eylül... Bir direniş ayı... Sıcaklıkların son günleri... Belki de umudun tükenişi...…