Tanrı Gülüyor Halime Yukarıdan (?)

Ağlamak için bir omuzu İçini dökmek için bir dostu Sığınmak için bir insanı Saklanmak için boş kafaları Kaybolmak için aşkı Islanmak için yağmuru Olgunlaşmak için acıyı Kaçmak için ayaklarımı Sarılmak için kollarımı Yangını söndürmek için suyu Arıyorum.... Bütün sular tükenmiş Ayaklar yorulmuş Acılar acıtmıyor…

Erkek Dediğin;

Erkek dediğin, Fatih Sultan Mehmet gibi olacak Konstantinopolisi hiçbir şeye değişmeyecek Konstantinopolisi fethedebilecek... Erkek dediğin, lider olacak ama acımasız bir lider olmayacak... Erkek dediğin, tek renk olacak, değişmeyecek... Gerektiğinde masaya yumruğunu vurabilecek Gerektiğinde alttan almasını da bilecek Erkek dediğin, sakallı olacak Osmanlı Padişahları gibi…

Biliyor Musun Sevdiğim Kişi?

Her sabah ölüp ölüp diriliyorum. Akciğerim su ile doluyor. Beynim amansız bir şekilde ağrıyor. Ayaklarım her sabah sanki çok yürümüşler gibi yorgun. Kafamdaki saçlar her sabah beyazlıyor. Ellerim her sabah titriyor. Kalbim her sabah sanki yerinden çıkacakmışcasına atıyor. Yüreğim her sabah yaramaz bir çocuk…

Yemek Niyetine…

Pişirip pişirip yediğimiz dertlerimiz Her sabah dilim dilimlediğimiz ekmek yerine yediğimiz yüreğimiz Birbiri ardına ısırdığımız kalbimizin damarları Her gün kendilerine güzel bir mezar arıyorlar... Sırf daha az kalbimizi ısırabilelim diye... Sırf daha az dilimleyip ekmek yerine yüreğimizi yemeyelim diye Sırf daha az pişirip yiyelim…

Şahit Oldum…

Harflerin ağlattığına dilimle şahit oldum... Sözcüklerin erimesine ellerimle şahit oldum... Cümlelerin kaybolmasına ayaklarımla arkalarından koşarken şahit oldum... Sözlerin omurgaları kırdığına kulaklarımla şahit oldum... Şiirlerin insanları ameliyat ettiği ana gözlerimle şahit oldum... Şarkıların insanları yaşattığı ana ağzımla şarkıları söylerken şahit oldum... Ölüme, Omurga kırıklarına, Ameliyatlara,…

Kapkaranlık Bir Hayat Ne Yaparsın?

Kör bir insana yaşamayı nasıl öğretirsin? İlk önce sevgiyi öğretirim ki mutlu yaşasın... Üzülmeyi öğretirim,her mutlu sonda bir hüzün vardır... Sinirlenmemeyi öğretirim,öfkeyle kalkan zararla oturur... Sabrı öğretirim ki,beklemeyi bilsin... Sonra ömrü öğretirim,her canlı bir gün ölümü tadacaktır sonuçta... Yürümeyi öğretirim ani kararlar verip topallamasın…

Bazen…

Bazen seni seviyorum diyemezsin de başka şeyler söylersin... Kendine dikkat et,üşütme,hasta olabilirsin... Yağmurlu havalarda şemsiyesiz çıkma ıslanırsın... Yemek ye aç kalırsın... Bazen aşığım diyemezsin de aşık olduğunu belli etmeye çalışırsın... Onu güldürmeye çalışırsın... Adının sonuna -cım -cum ekleri getirirsin Canım dersin...(Aşkım diyemezsin...) O üzgün…

Aşk Bir Rüya…

Önümde kalp kırıntıları… Elimde aşk çerezleri… Kalbimde aşk acısı… Yüreğimde bir soğuk buz… Tekrar sevebilir miyiz herkesi Tekrar ve En baştan Bu acı oyunu oynayabilir miyiz? Kazanan aşk olsa bile… Aşk bir rüyaydı… Uyandık geçti bitti…. Bir daha görmek dileğiyle iyi uykular… Şair: Cansu…

Bir Aşk…

Hissedebildiğin kadar yakınım ,sarılabileceğin kadar uzağım Sevebildiğin kadar yakınım ,sevgili olabilecek kadar uzağım Aşık olduğun kadar yakınım,aşık olacağım kadar uzağım Rüyalar kadar yakınım,hayaller kadar uzağım Sana 4 kelime bir sözcük, bir harf,bir şiir,bir aşk... Bir roman...Bir Ömür...40 Yıllık Şarap... Yürüyebildiğin kadar yakın,yorulduğun kadar uzak…

Usta Bir Boyacı!..

Siyah bir çarşaf çektim umutsuzluklara... Yastığımı ikiledim mutluluklara... Dik bir şekilde yattım ayrılıkların üzerine... Hüzünlerin üstüne,ağlayan gözlerime kap kalın bir yorgan örttüm... Kabuslarla uyanmamak için gözlerime mil çektim... Sanırım uyurken camları açık unutmuşum ve hüzünlerin üzerini iyi örtememişim... Üşüyorum...Camları kapattım,üstüme yorgan çektim ama hala…