Eskici…

Eski bir telefon numarasını arar gibi bir şeyleri arıyorum... Sevginin sonbaharda yapraklarını döktüğünü söylüyorlar... Geç kaldın bir daha ki sonbaharı bekle diyorlar... Mutluluğun da bir rüzgarın gemisine binip gittiğini söylüyorlar... Merhameti arıyorum onun yıldızların yanında olduğunu söylüyorlar... Oraya git diyorlar. Uzaya Uzaya... Sohbetin eski…

Tamirci Çırağı…

Küçük bir siluet Biraz kırgın daha çiçek açmamış... Dilsiz bir siluet... Çırak... Bir bardak dolu tecrübe... Bir ekmek kırıntıları üzüntü... Bir çiçek mutluluk... Küçücük eller... Küçücük parmaklar... Minik bir siluet... Küçük bir çehre Çiçekli bir sima Hayatın tamirci çırağı Elleri kömür karası Yıldızlar,tornavidalar... Her…

1,2,3 Son…

Açtım ellerimi göğe doğru kaldırdım... Tanrıdan bir aşk istedim. Amin,dedim bağırarak!... Siyah beyaz eski bir film hatıralarındaki aşklardan Leyla ile Mecnun'un,Ferhat ile Şirin'in aşkını istedim... Biraz kırgın biraz yorgun,biraz da yaşlanmış kırçıllaşmış saçlarıyla hüzünlü bir aşk çocuğu Elinde bir gül Ağzından gökten boşanırcasına aşk…

Anlayamazsınız!..

Bize sokak çocuğu derler Temiz bir suyla yıkanmıştır hayallerimiz... Ayaklarımızın altına insanlık serilmiştir... Üstümüz kötülük yorganı ile örtülmüştür... Duygularımız idam ettirilip yanımıza konulmuştur. Hayatlarımıza içki içirilip başucumuza konulmuştur. Yırtık ayakkabıları,güzel insanlık kıyafetleri ,yırtık kıyafetleri üzerimize giydirmişler.. /////********///// Bir gram sokak çocuğuyuz biz Hayallerimiz tozlu…

Yeni Bir Ay Eylül…

Sokaklardaki hıçkırıkları rüzgar sinirli bir homurtuyla temizliyor... Yapraklar son bir dans ile kaldırımlara düşüyor,ölmeden önce yapılan son dans gibi.. Güneş yavrusunu kaybetmiş gibi parlamaya çalışıyor,bugün mevsimlerden Sonbahar... Baharın bitkin ve yorgun düşüp yerini sonbahar'a bırakması... Baharın son çırpınışları,son ümitleri,yaşama çabaları Eylül'e bağlı... Eylül son…

Eylül…

Ağaçların yaprakları sararmış Kaldırımlar yapraklarla dolmuş Güneş artık parlak doğmamaya hazırlanıyor... Bulutlar ağlamak için dert arıyorlar... Ağaçların gövdeleri çırılçıplak İnsanlar en kalın kıyafetlerini çıkarmış. Mont,yelek,atkı ve şapka... Sokaklar ise kendilerini kışa hazırlıyorlar Ve eylül... Bir direniş ayı... Sıcaklıkların son günleri... Belki de umudun tükenişi...…

Gecenin Sessizliği

Saat 05:00 güneş yavaş yavaş doğmaya hazırlanıyor. Gecenin karanlığı,sessizliği gidip yerini neşeli bir sabaha bırakıyor. Ay ve yıldızlar da uyumak için evlerine gidiyor. Saat 06:00 ve bir ses geliyor kulağıma... İçim huzurla kaplanıyor o sesi duyduğumda Ezan sesi... Namaz vakti... Son bir defa hataların…

Hatırlar Mısın?

Saat 19:00 hatırlar mısın bu saatlerde hep seninle konuşurdum… Eski hatıralarımızı,ilk yıldönümümüzü hatırlatırdın bana hep ,çünkü ben unuturdum… Akşamları sofra başında sana habire o bitmeyen tükenmeyen askerlik hatıralarımı anlatırdım. Hepsini ezbere bilirdin sen ama sıkılmadan dinlerdin. Saat 23.00 hatırlar mısın bu saatlerde hep sen…

Arkadaşım…

Bir beyaz mutluluk,biraz sevgi getirin bana… Beyaz kefen içine sarılmış olan arkadaşımı getirin … Arkadaşım… Siyah günlerime beyaz olarak doğan güneşim… Acı tatlı anılarımın olduğu kişi… Hüznüm,sevincim,mutluluğum,kardeşim… Arkadaşım… Her zamanki haliyle getirin onu,beyaz kefen içinde ve tabutun içinde değil, canlı olarak getirin bana onu……

Bir Beyaz Kağıt ve Ressam…

Beyaz bir kağıt renkler ve bir ressam Belki şurada bir ev vardır... Belki şurada küçük ağaçlar vardır... Belki de hiçbir şey yoktur... Hayal ürünüdür. Hayal ettiğin sürece vardır... Belki şurada güzel birileri vardır. Belki en güzel aşk masalları bir beyaz kağıda anlatılmıştır. Belki de…